Atlantis- Kayıp Kıta Kehaneti

Atlantis- Kayıp Kıta Kehaneti

atlantis

Atlantis

Antik mitlere göre Atlantis büyük bir ada kıtadır. Üzerinde pek çok medeniyetler yaşamış ancak kıta batmıştır.

Atlantis sözcüğünün asıl anlamı “Atlas’ın Kızı”dır. Efsaneye göre adanın adı Atlas, üzerindeki imparatorluğun başkentinin adı ise Atlantis’ti. Adanın adı en yüksek dağı ve uyuyan bir volkan olan Atlas dağından geliyordu. Başkent Atlantis kanallarla bezeli, suyla iç içe bir kentti.

Atlantis efsanesi binlerce yıldır insanları etkilemiştir. Anlatılanlara göre kıta sadece bir gün içinde tamamen batmış, hiç bir iz bırakmadan okyanusun derinliklerine gömülmüştür.

Atlantis belki bir peri masalından ibaret olabilir. Ama her masalda gerçeklik payı vardır. Batan adaların, kıtaların, medeniyetlerin hikayeleri her halkın mitolojisinde bolca bulunur. Kelt, Fransız, İrlanda, Cermen mitolojilerinde bunun pek çok örneği görülür.

Cermen folklöründe Kuzey Denizi’nde Atland adlı bir ada krallığı bulunduğu ve bir gün sulara gömülerek gözden kaybolduğu anlatılır. Amerikan yerlilerinde özellikle Aztek, Maya ve İnka halklarında da batan adaların hikayeleri nesilden nesile aktarılmıştır. Pasifik Okyanusu’nda olduğu varsayılan Mu kıtası da gizemli batık kıtalardan birisidir. Hint Okyanusu’nda ise Lemuria adlı bir batık kıta bulunduğu anlatılır.

Atlantis ile ilgili hikayelerin hemen hemen tümünde Atlantis’ten kültürel ve teknolojik açıdan çok gelişmiş, güçlü ve bilge bir medeniyet olarak bahsedilir. Medeniyetin gücün yanlış kullanımı ya da ahlaki çöküş yüzünden battığı iddia edilir.

Orta Çağ’da Atlantis’in varlığından şüphe eden neredeyse kimse yoktu. Batık kıtanın yerini tahmin etmeye çalışan pek çok teoriler ortaya atılıyordu. Günümüzde de bu teoriler arasında en güçlüsü batık kıtanın Atlantik Okyanusu’nun derinliklerinde olduğu teorisidir. Kıtanın politik sistemi üzerine çeşitli yorumlar yapılmış, pek çok maceracı ve gezgin Atlantis’den izler bulmak için uzun yollar kat etmiş ama güçlü kanıtlar elde edememişlerdir.

Platon Atlantis’ten ilk kez MÖ 350 civarındaki diyaloglarında söz eder. Filozofa göre Atlantisliler varlıklı, başarılı, son derece medeni ve askeri yönden çok güçlü bir toplumdu. Atlantis’in batmasına büyük bir deprem sebep olmuştu. Platon kıta ile ilgili bu tasvirleri kendisinden iki yüz yıl önce yaşamış Antik Mısırlı rahiplerin tasvirlerine dayanarak yapıyordu. Mısırlı rahiplere göre Atlantis kendi çağlarından 9 bin yıl önce varlığını sürdürüyordu. Anlatımlara göre kıta Libya ve Anadolu’nun birleşiminden biraz daha büyüktü ve Avrupa’nın batısında Atlantik Okyanusu’nda yer alıyordu.

Yine Platon’a göre başkent Atlantis kanallar, surlar, bahçeler, kışlalar, kraliyet sarayı, Poseidon tapınağı, yarış pistleri ile bayındır bir şehirdi. Şehir birbirini takip eden halkalar şeklinde bir plan üzerine kuruluydu.

Platon’un anlatıları Atlantis ile ilgili yegane antik dönem kaynağıdır. Modern çağdaki Atlantis imajını ise daha çok Amerikalı politikacı İgnatius Donnelly’nin 1882’de yayınlanan “Kadim Dünya Atlantis” kitabına borçluyuz. Donnelly alfabeyi ve tıbbı Atlantislilerin bulduğunu, Yunan, Hint, İskandinav, Fenike gibi pek çok medeniyetin tantı ve tanrıçalarının aslında eski Atlantis kral ve kraliçeleri olduğunu iddia ediyordu. Teoriye göre bahsi geçen bu medeniyetlerin mitolojileri aslında Atlantis uygarlığının tarihinin çarpıtılmış bir anlatımıydı. Donnelly insanlığın ilk kez Atlantis ile bir medeniyet seviyesine çıktığını öne sürüyordu. Donnelly’nin kitabında anlattıkları Platon’un tasvirlerinden sonra günümüzdeki Atlantis imajını inşa eden en önemli etkendir. Bu kitaptan sonra çıkan tüm çalışmalarda aşağı yukarı benzer şeyler anlatılmıştır.

19 ve 20. yüzyıllarda Atlantis ile ilgili okült teoriler ortaya atılır. Madam Helena P. Blavatsky, Atlantislilerin bir başka batık kıta olan Lemuria’dan geriye kalanlar olduklarını ve tüm insanlığın temel ırklarından dördüncüsü olduklarını iddia eder. Blavatsky Atlantis’ten kalan metinlerin bugün Tibet’te bulunduğuna inanmaktaydı. Filozof ve okültist Rudolf Steiner de aynı görüşleri desteklemiş ve “Atlantis ve Lemuria” adında bir kitap yazmıştır.

Amerikalı durugörücü Edgar Cayce ise 1933’deki kehanetinde 1968 ya da 1969 yılında Amerika’nın Florida eyaleti açıklarındaki Bimini adası civarında su altında Atlantis ile ilgili bazı mimari kalıntıların keşfedileceğini söylemiştir. Gerçekten de 1968 yılında Bimini’nin güneyindeki Andros adasında su içinde bugün Bimini Yolu olarak adlandırılan taş duvar kalıntıları bulunmuştur. Taşlarla ilgili bazı araştırmalar yapılmış ancak insan yapımı mı doğal kaya oluşumu mu oldukları anlaşılamamıştır.

Bazı yazarlar Amerikan yerlilerinin de Asya’dan Amerika’ya Atlantis yolu ile göçtüklerini iddia etmiştir. Amerikan yerlilerinin folklöründeki bazı söylenceler buna kaynak gösterilmiştir.

Günümüzde bazı arkeologlar Atlantis ile ilgili hikayelerde bahsedilen volkanik patlamaya dikkat çekerek bu hikayelerin yüksek bir medeniyete sahip Minoen şehri Thera ile ilgili olabileceğini düşünmektedir. Thera Ege Denizi’nde bir adadır ve MÖ 1450’de adada büyük bir volkanik patlama meydana gelerek şehre zarar vermiştir.

Pek çok antik metinde Atlantis’in batışına benzer volkanik patlama ve deprem hikayeleri anlatılmaktadır. Jeologlar ise tarihte özellikle buzul çağı sona ererken bugünkü Akdeniz’in de sularla dolarak oluşmasını sağlayan pek çok büyük sel gerçekleştiğini ve deniz seviyelerinde büyük değişiklikler meydana geldiğini hatırlatmaktadır. Bu jeolojik değişimler Atlantis ile ilgili mitlerin de kaynağı olabilir. Günümüzde bu şekilde sulara gömülmüş ya da eskiden deniz kenarındayken şimdi denizden içeride kalmış pek çok antik kent kalıntısı vardır.

2001 yılı aralığında Küba’da denizaltı ile okyanus tabanını inceleyen araştırmacıların yüzeyden çok derinlerde 6 bin yıl öncesine ait olduğu düşünülen ve hangi medeniyete ait olduğu anlaşılamayan kalıntılar bulduklarını da ekleyelim. Kalıntıların antik bir şehir yerleşimine ait olduğu ya da Küba ile ana karayı birbirine bağlayan bir köprü olduğu düşünülüyor. Her iki şekilde de heyecan verici ve şaşırtıcı bir keşif.

 

Falfalcı.com sitesinde arayacağınız bütün falları rahatlıkla bulacaksınız. Bütün falların detaylı içerilerini bulacaksınız ve bu falların nasıl bakıldıklarını öğreneceksiniz. Hem fallar hakkında bilgi alacak hemde falcıların hayatlarıyla ilgili bilgiler bulacaksınız. En çok kullanılan kahve falı ve tarot falı hakkında detaylı bilgilerde sizi burada bekliyor. Fal Falcı sitesinde sizin gibi fallarla ilgilenen kişilerle iletişime geçebilirsiniz.

© 2015 Fal-Falcı