Kehanet Ustası: Heinrich Cornelius

Kehanet Ustası: Heinrich Cornelius

Heinrich_Cornelius_Agrippa_von_Nettesheim

Alman mistik ve simyacı. 14 Eylül 1486’da Almanya’nın Köln kentinde soylu bir aileye doğmuş, 1535’de (kesin olmamakla birlikte büyük ihtimalle) Grenoble’da ölmüştür. Sihir ve okültizm üzerine kitapları geniş kitlelerce tanınmaktaydı ve Batı Avrupa’nın üniversitelerinde ve mahkeme salonlarında hem kötü hem iyi anlamda ün salmıştı.

Gerçek adı Heinrich Cornelis’tir. Zamanın modasına uygun olarak ismini Cornelis’ten Cornelius’a çevirmiş ve kendi kendisini sahte asilzade ünvanı Agrippa Von Nettesheim ile taltif etmiştir. Bu ünvanda Köln isminin Romalı kurucusu (Agrippa) ve Köln’ün yakınlarındaki bir yer (Nettesheim) isminden esinlenmiştir. Disiplinsiz, tutarsız ve dağınık ancak müthiş parlak zeka sahibi bir insan olan Agrippa sık sık geçinmek için uyanık ve kurnaz davranmak zorunda kalmış, her türlü işi yapmıştır. Hayatının çeşitli dönemlerinde okültist bilgin, inanç şifacısı, demonolojist, astrolog, teolog, avukat, doktor (Köln’de tıp ve hukuk eğitimi almış ancak muhtemelen her iki dalda da eğitimini tamamlamamıştır), tarihçi, hatip, finansal danışman ve gizli politik ajan olarak faaliyet göstermiştir. Zaman zaman Papa için çalışan Agrippa zaman zaman da onun muhalifi olan imparator ile çalışmış, duruma göre taraf değiştirmiştir. Gizli topluluklar kurmuş ve üyelerinden faydalanmıştır. Bir defasında kraliyet ailesine karışan Agrippa ardından kendini borç yüzünden cezaevinde bulmuştur.

Köln Üniversitesi’nde eğitim gören bir gençken Agrippa Kutsal Roma İmparatoru Maximilian I’e hizmet etmiştir. 1509’da Dole Üniversitesi’nde ders verirken John Catilinet isimli keşişin sapkınlık suçlaması ile karşı karşıya kalmış, bunun üzerine Dole Üniversitesi’ni terk ederek eski mesleği olan askerliğe dönmüştür. Takip eden sene Agrippa diplomatik bir görevle İngiltere’ye gönderilmiş ve dönüşünde Maximilian’ın peşinden İtalya’ya gitmiş, burada çeşitli asilzadelere 7 yıl boyunca hizmet vermiştir. Cenevre’de tıp alanında çalışırken, Francis I’in annesi, Savoy hanedanından Louise’in özel doktorluğu görevindeydi. Bu görevden sonra Hollanda saltanat naibi Savoy Düşesi Margaret’in hizmetine girdi.

Düşman edinmek ve düşmanlıkları kışkırtmak Agrippa’nın hayatı boyunca değişmeyen bir tutumuydu. Düşmanları onu Grenoble’da yakalayana kadar Agrippa neredeyse bütün Avrupa’da dolaştı. Hapishane koşulları ve işkence onu o kadar yıprattı ki salıverildikten sonra ancak birkaç hafta daha yaşayabildi. Kariyerinin büyük kısmı halen gizem içindedir ve ölümünden önce bile Agrippa’nın usta bir kara büyücü olduğu hikayeleri anlatılmıştır. Goethe ünlü eseri Faust’taki pek çok kısımda Agrippa’dan ve hakkında anlatılan hikayelerden esinlenmiştir.

Agrippa’nın en iyi bilinen eseri “De Occulta Philosophia” (Okült Felsefe) 1531’de üç cilt halinde yayınlanmıştır ancak eserin yazılması çok daha önceleri, 1510’dadır. Agrippa’nın eserini İngiltere’yi ziyaretinde yazdığı düşünülmektedir. Kitap zamanın popüler fikirleri üzerine inşa edilmiştir. Örneğin; “İnsan, Tanrı’nın minyatür bir kopyasıdır, Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır. Tüm evren Tanrı’dan ibarettir, dolayısıyla insan evrenin minyatür bir kopyasıdır. Evren insan model alınarak yaratılmıştır. İnsan gibi evrenin de bir ruhu vardır.” gibi. Agrippa var olan her şeyin bir ruhu olduğunu ve bunun evrenin ortak ruhunun bir parçası olduğunu, bunun da bitkilerdeki, metallerdeki, taşlardaki, hayvanlardaki ya da doğa olaylarındaki bazı “sihirli” özelliklerde tezahür ettiğini söylemiştir. Buna örnek olarak da mıknatısın demiri kendisine çekmesini, heliotrope denen taşı giyen kişinin görünmez hale gelmesini ve kadınların bir doğum kontrol yöntemi olarak katır idrarı içmesini göstermiştir.

Agrippa madde ve ruh arasındaki ilişkiyi çeşitli sanatlar ve ilimler ışığında incelemiştir, bunlara müzik, geometri ve özellikle astroloji dahildir. Ardından insan ruhu ile insan bedeni arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelmiştir.

Agrippa her şeyin büyük bir ruhsal bütünün parçası olduğu (Tanrı) bir evrensel sistem inşa eder. Agrippa’ya göre büyü bu sistemi incelemenin bir yoludur ancak Agrippa gibi özel insanlar ya da onun gizli topluluklarına üye olan kişiler tarafından uygulanabilir. Agrippa’nın diğer tanınmış eseri ilk eseriyle tamamen zıtlık içerisindedir. 1526’da servetini kaybettiği bir dönemde yazılan eser 3 yıl sonrasında yayınlanmıştır. “De Incertitudine et Vanitate Scientiarum et Artium” (İlimlerin ve Sanatların Belirsizliği ve Beyhudeliği) adlı eseri sanatların ve ilimlerin insanlığa zararlı olduğunu iddia eder. Agrippa eserinde tek faydalı şeyin Tanrı sözüne inanıp güvenmek olduğunu savunur.

Agrippa nadiren özgün fikirler üretmiştir, felsefesi çoğunlukla başka kaynaklardan derlediği fikirler üzerine kuruludur. Antik ya da kendi çağdaşı olan yazarların ve düşünürlerin sözlerini kendi düşünce ve büyü sistemine uyarlamıştır. Fikirlerinin çoğu ikinci el olsa da şiirsel üslubu eserlerine belli bir özgünlük kazandırmıştır.

Agrippa ile ilgili anlatılan hikayelerden birisi şöyledir; Agrippa bir gün gizli odasının anahtarını evde karısının yanında unutarak dışarı çıkar. Karısı anahtarı evde kiracı olarak kalan bir öğrenciye verir, öğrenci odaya girer ve dev bir büyü kitabı bulur ve okumaya başlar. Bir süre sonra öğrenci önünde beliren şeytanı görür. Şeytan neden çağrıldığını sorar. Öğrenci korku içerisinde bakar ve yaşanan arbede sonucu şeytan öğrenciyi boğar. Agrippa dönüp olanları gördüğünde cinayetle suçlanmaktan korkar, şeytanla konuşup öğrenciyi birkaç saatliğine hayata döndürür. Öğrenci sokakta yürürken görülür. Agrippa aklanır ancak büyünün etkisi geçtiğinde öğrenci tekrar ölür.

Bir diğer sık anlatılan hikaye de Agrippa’nın yanında sürekli siyah ve büyük bir köpekle dolaşmasıdır. Bu köpeğin Agrippa’nın çok yakın dostu olduğu düşünülmektedir. Ölüm yatağında Agrippa köpeğine “Defol git lanet hayvan. Yıkımımın tek sebebi sensin!” diye seslenir. Bunun üzerine hayvanın odadan çıkıp gittiği ve gözden kaybolduğu anlatılır.

Bir diğer hikaye ise Agrippa’nın kaldığı hanlarda faturayı önceleri orijinal görünen ancak onun mekanı terk etmesinden sonra değersiz bir çakıl taşı ya da deniz kabuğuna dönüşen sihirli bir parayla ödediğidir.

Agrippa’nın çağdaşlarından olan Paracelsus çok daha büyük bir dehadır. Ancak, erdemleriyle ve kötülükleriyle, Heinrich Cornelius ya da Agrippa’nın kişiliği ve yaşamı, yaşadığı dönemin entelektüel ve sosyal ortamına çok güçlü bir ayna tutmaktadır.

 

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Falfalcı.com sitesinde arayacağınız bütün falları rahatlıkla bulacaksınız. Bütün falların detaylı içerilerini bulacaksınız ve bu falların nasıl bakıldıklarını öğreneceksiniz. Hem fallar hakkında bilgi alacak hemde falcıların hayatlarıyla ilgili bilgiler bulacaksınız. En çok kullanılan kahve falı ve tarot falı hakkında detaylı bilgilerde sizi burada bekliyor. Fal Falcı sitesinde sizin gibi fallarla ilgilenen kişilerle iletişime geçebilirsiniz.

© 2015 Fal-Falcı