Venüs-Aşk Tanrısı

Venüs-Aşk Tanrısı

images

Venüs

Roma’da aşk ve güzellik tanrıçası iken Venüs, Yunan dünyasındaki Afrodite’e denk gelmekte ve Babilonlarda İstar’a denk gelmektedir.

Venüs’ün denizin köpüklerinden ortaya çıktığına inanılırken Jüpiter’in kızı olarak kabul edilir. Ayrıca Yunan dünyasında ise Zeus ile Titan’ın kızı olarak kabul edilir.

Venüs Vulcan ile evlidir fakat Mars ve di,ğer Tanrılarla ilişkisi olduğu kabul edilir. Venüs tüm güzellik Tanrılarına üstün geldi ve bu sayede Paris’ten güzellik ödülünü aldı.

Venüs güzellik gücünü elinde tutarken kimseye bu üstünlüğü kaybetmeyeceği garantisi de vardır. Gül, elma, gelincik gibi  güzel unsurlar da Venüs’e atfedilmişitr. Güvercin, kuğu gibi güzel hayvanlar da onunla anılmıştır.

Venüs astronomy

Güneş ve Ay dışında en parlak gezegen olup solar sistemdeki 6. Büyük gezegendir. Güneşten gelen ikinci gezegendir.

Venüs dünyaya en yakın gezegen olsa da yakın zamana kadar hakkında hiçbir şey bilinmezdi. Boyut olarak dünya ile hemen hemen aynıdır. Fakat onun yüzeyini görmek yoğun bulutlarından dolayı imkansız gibidir.

Dünya gibi bir yeryüzüne ve atmosfere sahiptir.

Dünya gibi bir ekseni olsa da güneşten 47 dereceden daha fazla uzaklaşmaz. Doğuda parlayan yıldız Batı’da ise gece yıldızı olarak gözlemlenebilir.

Son yıllarda uzay araştırmacısı Macellan’ın çalışmaları ile Venüs’ün bulutlu yapısı bir radar ile aşıldı ve yeryüzünün haritası çıkarıldı. Yine de aşırı buşutlu yapısı o bölgeye bir gizem katarken büyük zorluk ve yaşam adına muamma yaratmaktadır.

 

Vicare

Yunan mitolojisinde Daedalus’un oğludur.

Girit adasından babası ile beraber Kral Minos’un tutsağından uçarak kaçmıştır. Fakat güneş kanatlarını eritti ve denize düştü.

Denizde boğularak öldüğüne dair bir takım fikirler var. Bu fikre göre özgürlüklerine kavuşmak için deniz içerisinde yüzmeye, hatta kendilerine bir sal bile yaptıklarına inanırlar. Fakat yine de bu sal alabora olmuş ve boğulmuşlardır.

 

 

 

Vikings

Danimarka, Norveç ve İsveç gibi bugünkü İskandinav coğrafyasında yaşamışlardır. İskandinav olarak tanınırlar. Avrupa sahillerine acımasız saldırılar yaptıkları bilinir. Onlar bu saldırıları Viking’e gidiyoruz diye yapıyorlardı nitekim onlar için buralar bir sığınaktı.

740 ve 1050’li yıllar asında bölgelerine kendi isimleri verilmiş ve Viking çağı olarak bu dönem bilinmiştir. Dönem itibari ile en korkulu kişiler olup bir çok Avrupalı’da onlarla iletişim halinde olmuşlardı.

  1. asır sonlarına doğru meşeden yaptıkları ve dönemin en büyük gemileri oldukça ünlü olmuştur Avrupa sahillerinde. 40 ile 60 arasında kişi kürek çekmektedir. Aynı zamanda içlerinde yelkenliler de vardır ve renkli korumalar da yapıal olarak bulunmaktadır. Bu gem,iler kendi etraflarında dönmeden ileri geri yapabilmektedir. Ejderha şeklinde gemi ucu vardır. Kalkanlı ve silahlı askerleri beklenmedik anda sahillerde köylülere saldırıları vardır. Ele geçirdikleri gençler ve güçlü erkekler ise gemide esir ve kürekçi olarak tutuldular.

Önce küçük saldırılarla başlayan Vikingler zamanla daha hızlı Batı’ya ve Doğu’ya da saldırılar başlamış Doğu’da Fin ve Rus kıyılarına Batı’da ise Britanya ve İrlanda tarafına saldırılar yapmışlardır. Güney’de KuZEY Fransa’ya saldırmışlardır. Fransa’yı tam olarak feth etmese de Portekiz ve İspanyol sahillerinde egemenlik kurmuşlardır. İstanbul’a ve Sicilya’ya da saldırmışlardır.

Beyaz tenli, mavi gözlü ve kızıl saçlar sahiptir. Çocukluktan itibaren savaşçı yetenekleri kazanırken, aritmetik, yazma ve okuma çalışmaları da yaparlardı. Ata binme, yüzme silah kullanma gibi eğitimleri önemlidir. Savaş Tanrısı onlar için önemlidir ve ilerlemelerinde bu motivasyon önemli rol oynamaktadır. Savaş sırasında ölüm onlar için kutsaldır. Ölen Vikingli Vallaha’ya girebilirler. Savaş onlar için korkusuz ve eğlenceli bir durum iken Tanrılarından da destek isterler.

Zamanın önemli denizcileridir ki ay ve güneşe göre navigasyon oluştururlar.

Genel bilinenin aksine Amerik bölgesine giden ilk kişi Vikinglerin lideri Erikson’dur. Nitekim 1000 yılında Kuzey Kanada bölgesinde Vinland bölgesine gitmiştir. Hatta o bölgede birkaç sene içerisinde koloniler kurmuştur fakat yerellerle yaptığı savaşları kaybetmiş, daha sonra tekrar denemiş ve tekrar kaybetmiştir. Bu sebeple Amerika macerası onlar için sonlanmıştır.

Visualization and İmagery

Zindelik için pozitif düşünceleri öne çıkarma işlemidir.

Essenesler, Kabalistler ve bazı Hristiyan gruplar bu düşünceyi öne çıkarır. Kısacası dini etki bu düşüncede etkilidir. Antik çağlardan Babiller ve Sümerler de bu çalışmayı yaparken ruhun bedenden arındırılması ile benzeşen bir yöntemdir.

Geçmişte ve günümüzde düşünürler bu yöntemin aklın açıklayıcısı olarak görürler. Hint düşüürlerine göre de akıl sayesinde vücut hareketleri; kan basıncı, kalp atışları kontrol altına alınabilir. Bir başka deyişle vücudun her hareketi aklın içindeyken, aklın tamamı vücutta değildir.

Vodou/Vodun/Vodoun/ Voodoo

Haiti bölgesinde ya da Haitililerin göç ettiği coğrafyalarda görülen dini sistemdir.

  1. ve 19 yüzyıllar arasında Fransa tarafından sömürülen ve köleleştirilen Afrikalılardır. Avrupa’nın Roma Katolikliği ile Afrika dininin sentezi haline getirmişlerdir.

Ruh anlamına gelmektedir.

Yüce bir Tanrı ve ruhların ev sahipliğine dayalı bir dini sistemdir. Bu ruhların Tanrılarla olan iletişimi kabul edilir ve doğal odlularla görünürlük sağladığına inanılır. Ateş, su rüzgar ve hatta önemli şahsiyetlerin ölüleri şeklinde olanilir. Rade ve Petro olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Birincisi yardım eden ve iyiliksever olanlar. İkincisi ise tehlikeli ve zararlı olanlardır.

Özel törenleri vardır ve ruhlar bilinen bir yüze girerler. Müzik ve dans ile seramon, yapılır böylece Loa yani ruhlar devreye girer. Bu seramoni sırasında ruhlar orada bulunan kişilerin vücuduna girer. O kişilerin ruhları direktifi ile hareket eder ve konuşur.

Ayrıca seramonilerinde hayvanların kurban edilişi de olabilir. Rahiplere göre bu durum Woodooların kendilerine has ayinleridir. Temmuz aylarında genellikle görülen bir dini ayindir.

Günümüzde de bu seramoniler Haiti’de ve bazı Güney Amerika coğrafyalarında görülür.

Volcano

Yeryüzü kabuğunun, magmanın yarılarak ortaya çıkan, dağ şeklinde olup, honik yapısı olan içindeki bazı gazların ve materyallerin bir patlama sonucu ateş ve kül ortaya döken yapılardır.

Mağmadan gelen maddelerin ve küllerin sertleşerek sert bir yapı oluşturması söz konusudur.

Pasifik bölgesinde yaygındır ve tektonik coğrafyalarda sıklıkla rastlanır. Kainatın yeryüzü hareketi veya başka bir parça ile sıkıştırılması sonucu ortaya çıkan patlamalara sahiptir.

Şiddetli bir afet olarak değerlendirilir ve insanoğlunun bu korkunç patlamalara tanıklıkları çok fazla olmuştur.

Vual/ Voval/ Vuall / Uvall

Kötü ruh biliminde cehennemin güçlü bir düküdür.

Solomon’un 72 ruhundan 47. Olan bir melektir ve cehennemde önemli bir role sahip olup önce bir deve sonra insan formunda bir cin olarak gözükür.

En önemli cehennemlik görevlerinden biri geçmiş ile anın ayırt edilmesini sağlayıp geleceğe yönelik tahminler sunulmasını sağlar. Ayrıca  kadın aşkını ortaya çıkararı ve dostluklar ile düşmanlıklar arasında yakınlık kurar.

Mükemmel olmasa da Mısır dilinde konuşur.

Şeytanın da desteklediği cehennemdeki 37 birliği yönetir.

Vual düşmeden önce gücün lideri ve meleği idi.

Vulcan (astronomy)

Hayalet gezegen olarak da bilinir.

Güneşe en yakın gezegen olarak kabul edilir. Dairesin de Merkür’ün yörüngesini içerir. Fakat sonraları varlığı ispatlanamamıştır.

Varlığı konusunda fikirler 17. Asırda çıkmış olup Merkür’ün hareketlerindeki düzensizliğin, onun yörüngesinin başka bir evren içerisinde olduğuna dair inanıştan ileri gelmiştir. Neptün gezegenin kaşifi Le Verrier bahsedilen olay için ayrı bir gezegenin varlığının olmadığını, tam bir güneş tutulması sırasında güneş karşısında gezegenin anlık hareket değişiminden ibaret olduğunu söylemiştir.

Lescarbault 1859 yılında gezegenin burçar kuşağındaki geçiş sürecinde yaşan bir durum olduğunu söylemişti. Verrier bu anlayışı hızlı bir şekilde kabul etmiştir. 1879 yılında ise Swaft ve Watson adındaki iki önemli araştırmacı güneş tutulması sırasında o çevreyi araştırmış; bir değil birden fazla Vulcan olduğunu iddia etse de daha sonra bu düşünce tam olarak kanıtlanamamış ve araştırma ilerletilememiştir.

Vulcan hiçbir zaman var olmamıştır ki 1929 yılında güneş tutlması sırasında yapılan derin çalışma sonucu var olmadığı net bir şekilde ortaya konmuş ve bu araştırma terk edilmiştir.

Vulcan ( Mitoloji )

Yunan ateş Tanrısı olupvolkanik patlamalara ve doğal ateşe bağlanmıştır. Ayrıca ateşe bağlı bir sanat veya zanaat olarak nitelenmiştir.

Hepaestus Romalılar tarafından Vulcan olarak adlandırılmıştır.

Zeus ve Hera’nın oğlu olduğu düşünülürken bazı hikayelere göre de babasızdır. Yani Hera habersiz bir şekilde dünyaya getirmiş ve intikam amaçlı Zeus’a karşı bunu yapmıştır. Athena burada devreye girmiştir. Ayrıca çocuk topal ve çirkin olduğundan dolayı Hera ondan nefret etmiştir.

Bir başka mite göre ise, Heraa çocuğun çarpıklığından dolayı onu Olimpostan dışarı atmıştır.

Bir başka mite göre, Zeus çocuğu cennetten atmıştır çünkü bir laf kavgası sırasında çocuk Hera’yı savunmuştur. Limni’ye düştüğü sırada ise bacakları kırılmıştır. Aksaklığı da bu yüzdendir. Sonrasında deniz Tanrısı Thetis onu plajda sakat bir şekilde bulmuş ve deniz altı mağarasında onu koruma altına almış, yetirmiştir. Tabi burada Eurynome’nin yardımı vardır.

Tanrılar arasında tekrar yer bulabilmek için ise akıllı bir yol izlemiştir. Altın bir taht yaptırıp onu Hera’ya hediye olarak yollamıştır. Hera altının kolları sayesinde tutsak edildi. Hera’da bu tutsaklıktan kurtulabilmek için çcouğun Tanrılar meclisinde yer bulabilmesi için bütün Tanrılardan müsaade ve söz aldı.

Tanrılar ve kahramanlar için demirden zırh yapımcısı olmuştur. Demir dövme işleminde Volcano’yu kullanrak yapmıştır. İlyada’ya göre Aglaia ile evlenmiştir. Odessa’ya göre ise Afrodit ile evlenmiştir.

Ufiti

Malawi ve Afrika’da bulunan bir mistik rahip ismidir.

Yerel dilde doğaüstü hayalet olarak kabul edilir. Yaklaşık bir metre 20 cm civarı boyu, uzun siyah saçlar, renksiz teni, Habeş maymunu suratlı, kuyruğu olmayan küçük gövdeli olarak tasvir edilir.

Nkata bölgesinde ve Nyasa gölü çevresindeki ormanlar etrafında görülen kabarık tüylü canavarımsız bir yapı, otuzdan fazla mistik ağaç yapısı şef korucu Oliver Cary tarafından bulunup bugünün Malawi’si Zomba’da 1960 basımlı The Sunday Maii kitabına da başlık oluşturmuştur.

Limpasa nehirnde 1964 yılında bahsedilen yaratığın örneğini birkaç araştırma ve keşif sonucu yakalamışlardır.

Şempanze ve Goril karışımı bir yapı, siyah uzun saçlar, Kültürde tanımlanan Ufiti örneğine uygun bir yapıdadır.

İngiltere’de Chester hayvanat bahçesine yollanmış ve kısa bir süre sonra orada ölmüştür.

UFO

Doğaüstü bir yapıya sahip olan, uçan objeler olup doğası tanımlanamayan nesnelerdir.

1940’lı ve 1950’li yıllarda bir adamın gökyüzünde gördüğü bir nesneden sonra uluslar arası bir konu haline gelmiştir. Hatta Amerika’da bununla ilgili bir araştırma kurumu kurulmuştur. Varlıklarından hissi olarak kabul görülse de varlığına dair net kanıtlar bulunamamıştır. Başka gezegenlerden doğaüstü varlıkların uzay seyahati sırasında dünyaya uğradığı düşünülmüştür.

Milyonlarca insan varlığına dair bir inanç beslerken bir uzay gemisi olarak tasvir ederler. Ve bu varlıkların solar sistemin,hatta galaksinin dışından geldiğine dair inanç da aynı zamanda yaygındır.

Yüzerce sözde iddialardan bazılarına göre bir kadının uzaylıyla yada bir erkeğin uzaylı bir kadınla ilişki içerisinde olduğuna dair söylentiler vardır.

Erich Von Daniken gibi bir çok ünlü yazar uzaylıları konu almış ve binlerce yıl önceki Mezapotemyadaki söylentileri dikkate alarak kitaplarına konu edinmiştir. İnsanoğlunun huzur ve barış için bir manifesto oluşturmak adına uçan uzaylıları tema edindiğini söyleyen C.G.Jung gibi yazarlar da vardır.

Mavi kitap projesi altında Kolerada üniversitesinde Amerika’da UFO ile ilgileri söylentileri toplayan en önemli kitap 1952 yılında kaleme alındı.

1968’de AİR Force UFO’lar ile ilgili söylentileri bir rapor halinde hazırlamıştır. Onların uzaydan geldiğine dair net kanıtlar öne süremeselerde rasyonel dünyada açıklanmayan bazı varlıkları da ifade etmişlerdir. Bu sebeple çalışmalar devam etmektedir fakat iddialar bir genelleme şeklinde kalmıştır.

ULYSSES

Truva kuşatmasında önemli Yunan liderlerinden biridir. Romalılar tarafından Odysseus olarak isimlendirilirken Homer’in  İlyada ‘dasında konu edinilmiştir.

Ithaca’nın kralıdır.Laertes’in oğludur. Penelope’nin kocası ve Telemachus’un babasıdır.

Truva’nın düşüşünden sonra Ithaca’ya doğru on yıllık bir seyahat yapmış ve Odysseus’un subjesi olmuştur.

Athena’nın koruması altında imkansız görülen zorlukların üstesinden gelmiş, canavarlarla, insanımsı varlıklarla ve bir çok tür yaratıkla mücadele etmiştir.

Odysseus kainat altına düşünce onu evi yapmış ve orada Penelope ile evlenmiştir. 20 senelik ayrılık yaşasalar da tekrar birleşme imkanı bulacaklar.

Oğlu ve Telegonus  ise bir kara büyü ile babasının isteği doğrultusunda Ithaca’ya gelmiştir. Telegonus zamanla Odysseus’u öldürmüştür.Telemachus ve Penelope Ege’ye dönmüşlerdir. Telemachus Circe ile evlenmiş, Penelope ise Telegonus ile evlenmişitr.

UNCTİONS

Kutsal ayinlerde kullanılan yağlı gaz olup kehanetçiler tarafından verilmiş bir isimdir. Dini ve törensel bir ritüeldir.

Mecazi ya da fiziksel olarak yap sürme işlemidir. Bunu da mistik bir amaç için yaparlar.

Bedenden insanın arınması ve Sabbat’a uçuşu simgeler. Çürümüş cesetlerden ya da kurban edilmiş varlıklardan elde edilen bir yağ türüdür.

USS INDIANAPOLİS

26 Temmuz 1945’de Tinian bölgesine Birleşmiş Milletler donamasının ilk atom bombası atışının yapılmasıdır.

CINCAP’ın idare merkezine emirleri bildirdikten ve Filipin’in Leyte Körfezindeki savaşa katılmasını söyledikten sonra USS birlikleri Japon askeri birlikleri tarafından tahrip edildi. Bu olay 30 Temmuz 1945 yılı, geceyarısını  14 dakika geçe gerçekleşmiştir.

Gemi 12 dakikada batsada 1196 insanın yaklaşık 900 tanesi kayıklarla suya inip kurtulma fırsatı bulabildiler.

Amerikan donanmasının en karanlık günlerinden biriydi. Çünkü başarısız ataklar ve saldırılar sonrası yaşanan zorluklar, yaralılar, ağrılar, açlık derken suya inen 900 kişinin sadece 317 tanesi hayatta kalabildi.

URİMANCY/ Uromancy

Hayvan veya insan idrarlarının değerlendirilerek geleceğe, geçmişe veya anımıza yönelik tahminlerde bulunabilme sanatıdır.

İdrar ile ilgili yapılan yorumlamalar onun rengi, tadı, akıntısı ya da bir kase içinde sallanarak içinde bulunduğu hareketleri dikkate alınarak yapılabilir.

Roma’da bir lazımlık içerisinde bulunan idrarın baloncuklarını dikkate alırlardı. Örneğin eğer baloncuklar hareketli, ve yayılan bir cinsten ise o kişi eline çok miktarda para geçecek anlamı vardır.  Aynı zamanda bir başka olumlu haberin de habercisi olabilirler. Eğer baloncuklar küçük ve birbirine yakın ise olumsuz bir haber veriliyor olabilir. Bu bir hastalık, ölüm olabilir.

Hamile kadınlar doğacak çocuklarının cinsiyetini bulabilmek için bu yöntemi uygulayabilirler. Ayrıca evlilik yapacak olan kadınların da evliliklerinin mutlu olup olmayacağına ya da kaç sene mutlu olacağına da bakabilirler.

  1. ve 17. Asırlarda ise büyücüler bir yöntem kullanmıştır. Bir kap içerisine bir kişinin idrarı konulur ve kabın ağzına mantar a da tıpa takılmaya çalışılır. Eğer tıpa yerinden fırlarsa o kişi suçlu demektir.

Tıp alanında da hastalıkların tedavisi adına Ürinler dikkate alınmaktadır. İdrara bakılarak  bir kişinin gündelik hayatı konusunda bilimsek açıklamalar yapılabilir. Eğer b,r kişinin idrarı açık renk ise yeteri kadar su içmemiş demektir. Eğer koyu sarı ya da kahveringi ve kokulu ise de bu kişinin sisteminde yeteri kadar su olmadığını gösterir.

UNİCORN

At vücudu ve kafası olan, geyik bacaklı, başının ortasından sivrilen bir boynuz, aslan kuyruklu bir hayvan tasviridir.

Simyacıların, İncil çeviricilerin ve seyahatçilerin yanlış anlatılarıyla betimlenmiş olup, erillik ve dişilik kavramlarını beraber düzenleyen bir zıtlık sembolizmidir.

Efsaneye göre sadece bakire kadınlar bir ayna vasıtasıyla bu canlıları evcilleştirebilirler. Baskın bir beyaz rengi, mavi gözleri, çatlak toynakları, at şekli ve uzun sivri, bir ayak boyu uzunluğunda ve beyaz renkli boynuz ile tasvir edilir.

Saflığın, iffetin ve erkekliğin sembolüdür. Belirli yollarla yakalanabilen, orta çağ hayvan kayıtlarına göre, hızlı, sert, kızgın ve ıssız olarak nitelenmiştir. MÖ. 2000’Lİ YILLARDA Mezapotemya’da ortaya çıkan Gılgamış destanı ve MS. 400’lü yıllardaki Hindu Mahabharata destanında bahsedilmiştir. Klasik dönemde bu canlıdan iki kaynakta bahsedilmiştir. Bunlaran biri Hinduların işleyen, Grek tarihçi ve fizikçi Ctesias yazmıştır :” Mavi gözlü, at vücutlu, kırmızı başlı ve sivri boynuzlu, yaratık olmayan bir hayvan türü Hindistan bölgesinde vardır.”

Zoolojistler ise gergedan ile karışım olduğuna inamışlardır. Diğer bir kaynak ise İncildir.

  1. asırdaki Yahudi İncil çeviricilerin çeviri hatalarından dolayı kutsal toprakta var olan mavi gözlü boynuzlu canlıyı Unicorn olarak ifade etmiş ve o canlının varlığı kabul edilmiştir.

Unicorn efsanesi zamanla Hristiyanlar içinde kutsal bir varlık olarak görülmeye başlanmıştır. Bakire Meryem, boynuz;  baba ve oğul birlikteliği,  ölümü; İsa’nın çarmığa gerilişi sembolleri vardır.

Geleneksel olarak aslanla bu hayvanın düşmanlığı ifade edilir. Hikayeye göre aslan ağaca tırmanmış ve Unicorn’u ağaca çıkmaya teşvik etmiş. Unicorn tırmanamadığı için boynuzu ile ağacı sallamış ve aslan Unicorn’un üstüne düşmüştür. İngilizlere göre ise bu aslan ile Unicorn’un düşmanlığı değil birlikteliğidir. İskoçyalı 6. James Unicorn’u ülke armasına eklemiştir.

Ortaçağ ve Rönesans dönemlerinde Unicorn boynuzları çok yüksek fiyatlara satılmıştı. Yeme ve içme tasları olarak kullanmışlardır. İnanca göre onun içinden içilen ya da yenilen ürünler zehirleyicidir. Elizabeth Windsor’da onu saklamış, ayrıca Paris’te  Cluny müzesinde saklanan örneği de vardır.

Bir çok seyyah Unicorn hakkında raporlar hazırlasa da 1827 yılında Fransız zoolojici Georges Cuvier fiziki olarak Unicorn’un imkansız olduğunu ifade etmiştir.

1934 yılında Amerikalı Biyolojist w.Dove Cuvier’i yanlış buluyor. Deneyinde bir öküz baldırını ikiye keserek başka bir öküzün alnına yayıyor. Boğa büyüdükçe belirginleşen boynuzlardan bir tanesi ön plana çıkıyor ve sivrilişiyor. Diğer boynuz yumuşak kalıyor. Böylece Unicorn türünün olabileceğini ortaya koyuyor. Kaliforniya’da Ukiah bölgesinde keçiler üzerinde de benzer metotlar uygulanarak tek boynuz ortaya çıkarılmıştır.

UNDİNE

Paracelsus denizin gmrünen yüzü olarak nitelerken genel olarak görünmeyen bir deniz elementi olarak kabul edilir.

Tarih boyunca doğa ruhunun varlığına inanılmıştır. Tarihin başlangıcından itibaren dağlara, nehirlere göllere bu anlayış yüklenmiştir.

Bazen insan, bazen hayvan, bazen de insan hayvan karışımı olarak ruhu sürdürdüğü kabul edilirken, bir kısmının yardımcı bir kısmının da zarar verici olarak kabul edildiği görülür. Normal olarak insanlar tarafından görülmezdir. Tabi ki kahinlik ile görülebilir.

Undine ağırlıklı olarak su ile nitelendirilmesinden dolayı, okyonuslar, göller nehirler burada devreye girer. P.Hall’ın tanımına göre farklı Undine grupları vardır. Kimisi su içerisinde kendisine yaşam alanı bulmuş, kimisi su içinde hızlıca hareket eder, kimisi erimiş bir yağ damlası gibidir, kimisi dağ göllerinde yaşar. Bahsedilen su perileri genellikle isimlerini bulundukları akarsular, göller veya denizlerden alır.

YARIDA KALDI

 

 

 

 

Falfalcı.com sitesinde arayacağınız bütün falları rahatlıkla bulacaksınız. Bütün falların detaylı içerilerini bulacaksınız ve bu falların nasıl bakıldıklarını öğreneceksiniz. Hem fallar hakkında bilgi alacak hemde falcıların hayatlarıyla ilgili bilgiler bulacaksınız. En çok kullanılan kahve falı ve tarot falı hakkında detaylı bilgilerde sizi burada bekliyor. Fal Falcı sitesinde sizin gibi fallarla ilgilenen kişilerle iletişime geçebilirsiniz.

© 2015 Fal-Falcı